Sobe

SOBE
Gül tohumu düştü toprağa
Hasret, yine aynı kıvılcımın seyrinde.
Kalpler neşeyi umutla harman etmiş
Kimsesiz bir yangının peşinde.
Önüm arkam sağım solum
Bilmem kaç zaman önce edilmiş bir yemine tutsak
Gönül uçurumlu bir yolun kıyılarından atlar güneş zamanı.
Bilinir, susturulur hayat
Bazen kelepçeyle.
Iki saatlik mesafedir
Yarısı tehlikeli,
Dudak ısırmalı bir özlemin adı. Yayılır da yayılır
Senin benim onun boğazına.
Bazen karanlıktır mücrim
Bazen kurban
En değerlimiz akar yanaktan aşağı ve süregelen
Ve kaftanına sarılır güzden bu yana en mutluluğun,
Salkım saçak bir sarmaşığa tutunur yarım akıllı.
Üşümüş, titrek biraz.
Titreklik değil soğuktan
Uzağı yakın edecek günün endişesidir aslında.
Sus çünkü ölüm
En ürkütücü
En kaçınılmaz.
Isıt beni ki önüm arkam
Ve yine sağım solum
Duvarlarına çarpmasın çsresizliğimin.
Isıt beni ki kül olsun
İçimizi titreten korkularımız.
Ya vuslat nedir birimizin sol cebinde ağlayaduran.
Ya kaça bölünür de pay edilir
Beklenen zamanın terkisine
Sere serpe.
Ve evet böyle zamanlar da olur anı mahiyetinde
Kime sorsan öncesinde.
Ama hesaplanır mı
Bu sessizliğin de matematiği
Saçsam ortaya kuru güllerimi.
Kağıda kaleme deniz
Yüreğime bir bardak.
Çok oldu.
Boş nicedir önüm arkam sağım solum ve sır
Nevbahar bekler gizlice
Politik bir senaryoda
Sevinen olmak için.