Sen Jünipero

Yanık izlerimden süzülür hayat

Geçer geçmesine üç kuruştur sigara

ve nutuk ve ölüm

Binmiş sanki çok bilmişçesine bir sızı içimdeki atlara

Öldürmüyor da öldürmüyor ve öldürmüyor yine.

Çelik kasalar içre sakla sakla sızını

Bir tren düdüğü bir saksı yahut kamara

Gökyüzü sığmaz çamaşır makinasına

Ölümün sığdığı kadar kumara

Yaşamak dedi kumar değil midir Tanrı ile oturduğumuz masaya

Bela dedik bir kere yoksa bu ızdırap

Hangi sarhoşluktan kalma bir ahmaklık

Bir yanım türkü sever diğer yanım annem der, gitme çok uzağa

Otuz küsüre bakma sağ gözüm hala bir salıncak ipine takılıdır

Ve uzak uzaktır hala benim gibi çocuğa

Hanginiz sakladınız aradığım cevapları

Kaç Beyaz gerekir bize ölümü hatırlamaya

Yoksa hep bir san junipero tadı mı arayış

Kıç kadar ekranlarda

Oysa bir ağaç ölmüyor artık yazılan her şiirde

Bir nehir ya da bir atlı karınca girmiyor rüyama

Kabul edin ki hep oraya baktım hep baktım oraya hep olmasa da

Bu ne gizdir bu ne fiyakalı bir saklambaç

Bir itiraf bekler yaradan bir hıçkırık bir kuş ölüsü

Ya da kırk tas dökülürdü baştan aşağı

Sorgulanmazdı gökkuşağı

Fakir kokusu yayılır yağmurun peşisıra

Sonra deniz anıldı ve yeniden tanımlandı mana

Kaç ölüm sığar bu korkuya?

Alperen ŞİMŞEK

26 Nisan Cuma

00.28