Recm

Balkon demirimizde postal suluyoruz

Her biri aheste birer cunta içerisinde

Yağmur desen gökkuşağına zemin

Ve gökkuşağının başka anlamları da olur bu çağda

muhlisin nefret ettiği

Döndük, döndük ve yeniden

Şirk koştuk bütün bilmediğimiz kelimelerle

Aynaların devralmaya öykünmediği

Cenabet projeler yazdık ellialtıbinsekizyüzdoksan.

İçimde saçmasapan öyküler var

Saçmasapan öyküler var her odasında ülkemin

Desem ki ayağı sakat bir at satılırsa

kirli bir kamçı kalır geriye

At desen atmayacak kadar yorgun

Koşabiliyorsa da.

Gömlekler hep önden yırtılır bu çağda

Üstündeki kan turnusol kağıdıdır hayamızın

Kahvehane masalarına indirgeyip dini

Salatı tartışıyoruz abdestsiz.

Oysa koşacaktık var gücümüzle

Kuşları öldüren havai fişeklerin olmadığı diyarlara

Zehra da öldü bir namus cinayeti

Bütün kuş ölüleri yerlerde.

Güller reçel içindir sanırdım

Çocukluğumun gül bahçeli anılarında

Rabbim bir tekbir de güller için getirsek de

Güller yalnız sevgililer için derilse.

Yoksa bir ayağımız prensiplerde

Bütün pisliklerimizi pahalı kıyafetlerimizle gizleyip

Birbirimizi recmediyoruz deniz kenarlarında

Yüz değnek vuramayınca.

Vurmayın bana da

Siz benim babamın kim olduğunu biliyor musunuz?

Yok artık devlet bellemek

Her iltimasa bir kabulleniş cümlesini.

Sahi çarmığa gerilirken İsa

Bağırmış mıdır

Siz benim babamın kim olduğunu biliyor musunuz diye?

Artık padişahımız yok ve atlarımız da

Atlarımız da yok ve arabalarımız koşamıyor

Ve torunlar sahte atlara biniyor

Dedelerinin sırtları yerine.

Artık sabbahlar yetiştirme vakti desek de

Devralıyor bu görevi çok net bir filiks

Bir salgın gibi yayılıyor dünyaya.

Medeniyet arıyoruz bir kadının göbek deliğinde.

Medeniyet arıyoruz kaybetmemiş gibi davranarak.