Güneşli Bir Sabahı Düşünürken Karanlığın Heybetine Aldanışımız

Karanlığın en bıçkın gökyüzünde
Bir kuşu kanadından vurdular
Belirsiz bir endazeye kurban oldu yakarışlar
Aşıkların türküsüne bir dem,
Ya da üçüncü sınıf bir kahvehanenin
Salllanan sandalyesiydi
Dikkate şayan.

Bilekler kesilir bilip bilmeden
Bir intiharın yüzölçümünü hesaplayamayışlarla
Ardından ölümsüzlük gelir her zihinsel engelli fikrin bir kaç adım arkasında.

Çok zamandır kolye muamelesi yapar olduk urganlara
İlmeği kendinden çift
İlmeği kendinden tavizkar

Tan vaktini beklerken
Tam vaktini kestirememiş
De olsalar
Bir kuşu kanadından vurdular
Ay krateri bir karamsarlık
Kan yağdı endişelerimizin üstüne
Bütün kelepçelerimizin markası aynı
Üstünde mavi bir kordon var
Bizi birbirimize bağlar
Zaman zaman ayrıştırır
Efsunlar, kullanır.

Olsun yine de iman gibi güzel
Bazı kadınlar ve
Yine bir kadın vurgusu
Şiirin katili
Bu susuzluklar
İpotekler kelimelerimizi
Fikirlerimizi ve bizden sayılmayacak
Ve gücümüz yetmeyecek
Her hediyeyi.

Bir kuşu vurdular kanadından
Uçmağımsı bir düşünceye yasaklı
Zeka kibir kokar
Cümleler samimi
Ve bir samimiyet öldürür bir samimiyeti.

Var say ki kendini öldürdü Habil
Kim umursardı ve bilirdi kabili
Bu kadar hikaye doğmuşken
Hala doğuyorken
Ve hala menopoz sonrası bu doğum sancısı niye?
Rengimiz tutsak edilmişken
Secdeye, yahut sedyeye.

Kanadından vurdular bir kuşu
En uçmak yerinden
Bir kuşu kuş yapan
Ana öğeden.
Uçmak yani uçmak
İşte yine o doğum sancısı yani.
Bıyıkları terlememiş bir sohbetin kırıntılarında
Herkes bir şey anlar da
Herkes farklı bir şey anlar
Gözün gözle teması
Bakışmalardaki erotizm aslında
Hep biraz olması gerekenden az
Hep biraz suskun bazı kimseler
Hep çok geveze bazı kimseler.

Sus artık sus
Bir kuşu diyorum,
Kanadından…

Temmuz 2014
Alperen Şimşek